Vefatının 14. yılında Frank Sinatra’yı özlem ,hasret ve şükranla anıyoruz. Bize bıraktığın tüm değerler ve sanatın yaşamaya devam ediyor ve sen hala “top of the list” sin…
Ülkemiz Sinatra Dünyası’nın öncü isimlerinden Sayın Ö.Akalın bu hafta ünlü caz solisti Dennis Rowland’la ufak bir söyleşi gerçekleştirdi. Bu önemli caz adamıyla yapılan röportajı sizlerle paylaşmakdan büyük mutluluk duyuyoruz…
Caz Solisti Dennis Rowland etkili bir ses ve tecrübeli bir yetenektir.
Rowland kariyerine solist olarak meşhur caz sanatçısı Count Basie nin orkestrasında 1977 de başladı ve 7 yıl solist olarak bu orkestrada çalıştı.
Jimmy Rushing ve Joe Williams gibi ünlü solistlerin de çalıştıgı Basie orkestarasında geçen kesintisiz 7 yıl Dennis Rowland için büyük başarıdır.
Rowland, Tonny Bennett ve Ella Filtzgeral gibi çok önemli sanatçılarla da aynı sahneyi paylaştı ve caz dünyasında saygın bir yer edindi.
Etkili sesi ve dikkat çekici sahne performansıyla bugun caz müziğin hatırı sayılır solistlerinden biridir…
Simdi Röportajımıza geçelim ;
Sayın Dennis Rowland öncelikle bize vakit ayırdığınız ve menajeriniz olmaksızın birebir iletişim kurmayı tercih ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.Hayranlarınızla direk iletişim kurmanız çok mütevazi ve kibar bir davranış…
Count Basie orkestasına solist olarak alındığınızda kendinizi zirveye çıkmış ve tamamlanmış olarakmı hissettiniz yoksa bu sizin için yeni bir başlangıç noktasımı oldu??
O yıllarda bu olayı yeni bir başlangıç olarak kabul ettim.Uzun yıllar Detroit’de şarkı söylemiştim ve büyük bir orkestraya katılmak önemli bir şeydi.
Kariyerimde bir çok şeyi sayın Basie’ye borçluyum.Kuşkusuz yıllar içinde zaman zaman hayal kırıklıkları da yaşadım ama herseye rağmen buna değerdi.
Concard Records’dan 3 cd çıkardım ve bir çok toplama album yaptım.Ray Anthon,Les Brown, and Joe Sample isimlerle çalıştım.Bir çok kez Almanya ve Rusyada yıllık turnelere çıktım
Frank Sinatra ve siz aynı şarkıları söylüyorsunuz,aynı şarkılardan hoşlandığınız belli.ikinizde Count Basie ile çalıştınız.Frank Sinatra ile bir çok ortak yanınız var. Acaba sizde mi Frankin yürüdüğü yoldan yürüdünüz.Benzer ve benzer olmayan taraflarınız nelerdir ?
Öncelikle Sinatra ile beni benzeştirdiğiniz için cok teşekkür ederim.Bir şarkıcı olarak Frank Sinatra ile benzer bir ses renklerine sahibiz ve benzer bir repertuarı paylaşıyoruz.fakat bu şarkılarından bir çoğunu ilk söyleyen kişi Sinatradır.
Frankin şansı bütün bestecileri tanıyor olmasıydı.Bütün herkes şarkılarını onun okumasını isterdi.o herzaman ilk seçimdi
Onun üslubu ve müzik yeteneği bir efsaneydi ve biz ona şükran borçluyuz…
O da bir Band solisti olarak çok şeyi tecrübe etti ve çok şey öğrendi. ben de tıpkı onun gibi bir band solistiyim.fakat biraz fark var. onun zamanında radyo televizyon ve canlı şovlar vardı ve bunlar ona çok yardımcı oldu
Ben de bir çok canlı şova katıldım fakat hiç bir zaman diğer fırsatlara sahip olamadım..
Biz caz sanatçıları Sinatrayı cok severiz çünkü o da bizden biridir.
Fakat bizler hiç bir zaman o eski band sanatçıları kadar sanslı olamadık.ben kendi söhretimi kendim yarattım.eğer beni görmediyseniz benim kim oldugumu bilmezsiniz…
Peki Sinatra hakkındaki genel görüşünüz nedir. Frank Sinatranın caz müziği nasıl etkiledi ??
Frank Sinatra’nın müzik üstünde güçlü bir etkisi ve class bir yeri vardır
Frank Sinatra ile ilgili bir anınız varmı ?
Duets 1 albumünün kayıt çalışmalarında ordaydım ve Frank Sinatra ” Tear out to dry ” söylerken onu izledim. Greeg Field e bu konuda sonsuz teşekkür borçluyum
Son olarak şu anda kariyerinizde neye odaklanmış durumdasınız gelecekle ilgili planlarınız nelerdir ?
J.C.Superstar, Chicago. Big River gibi bir çok müzikal yaptım ve Real Gone Cat, and Fagland Tales isimli iki de kısa film çektim.Bir çok reklam filmini seslendirdim.Kariyerimin üstüne ısrarla gitmeye devam edeceğim.daha çok çalışacakmıyım ? evet! daha cok kayıt yapacakmıyım ? Evet! Her zaman aktif ve ulaşılır olacağım …
Çok teşekkür ederiz sayın Rowland. çoşkulu cevaplarınız ve samimiyetiniz içinde ayrıca teşekkürler.Çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Denis Rowland sesiyle ve yorumuyla insanı etkileyen bir şarkıcı. Sahnede hakimiyeti yüksek.Şarkılardaki duyguyu yansıtabilen , kalbiyle okuyan bir tarzı var…
Fly me to the moon Frank Sinatra nın en bilinen ve en sevilen şarkılarından biridir.Her ne kadar gerçek Sinatra hayranları bu popülerleşmiş ve klişeleşmiş şarkıdan pek haz etmeselerde , bu şarkının hakkını gene de verirler.
Fly me to the moon Frank Sinatra dan öncede pek çok kez değişik sanatçılar tarafından seslendirildi.Fakat bu şarkıyı meşhur bir klasik haline getiren Frank Sinatra dır.Şarkı 1954 yılında Bart Howard tarafından yazılmıştır.şarkının ilk adı “In other words” dü.
1964 yılında Frank in “It Might As Well Be Swing” isimli albumünde ilk kez “fly me to the moon” ismiyle yayınlandı.Şarkının düzenlenmesi Quincy Jones tarafından yapıldı.
Sinatra parçayı bir çok kez tv shovlarında konserlerinde ve değişik versiyonlarını değişik albümlerinde seslendirmiştir.
İşin en ilginç yanı Şarkı Aya yolculuk yapan Apollo 11 ave Apollo 10 nun seyehatlerinde ve ayda da dinlenmiştir. Sinatra Aya inişi milyonlarca insanla beraber televizyondan izlerken kendi sesinden şarkının çalındığını duymuş ve bu olayı 1973 de Beyaz Saray konserinde ” hayatımda yaşadığım en büyük onurlardan biriydi” diyerek özetlemiştir.
İnsanlık aya uçtukdan sonra bir gün eğer şarkıda söylendiği gibi jüpiter ve Marsa da ulaşabilirse eminizki bu şarkı gene astronotlara eşlik edecektir.
Aşağıda 1985 yılında japonya konserinde franki bu parçayı söylerken izleyebilirsiniz.
FRANCIS ALBERT SINATRA İYİ Kİ DOĞDUN ! DÜNYA SENİNLE DAHA ANLAMLI !
Frank Sinatra’nın 75. Yaş Günü Kutlamaları. Tüm dostları ve sevenleri ile birlikte
Frank Sinatra ; “Şüphe yok ki bunun hayatımda yaşadığım en güzel doğum günü partisi olduğunu düşünüyorum.Hatta düşünmüyorum biliyorum !
Sadece şunu söylemek istiyorum hepinizi çok seviyorum , ve bu harika gece için çok teşekkür ediyorum.ömrümün sonuna kadar hatırlayacağım.
Tanrı sizi korusun …”
Frank Sinatra’nın 96. Yaş günü partisine Pamela Anderson ev sahipliği yapacak. Doğum Günü Partisi Alzheimer vakfı yararına yapılıyor. Parti 11 Aralık 2011 günü Sinatra’nın tarzına yakışır bir şekilde Palm Springs Californiada bir gecede 3 farklı mekanda düzenlenecek. Parti “A Swingin’ Affair” olarak isimlendirildi.
Kutlamalar sadece 120 VIP konuğun olacağı özel bir kokteyl ile başlayacak , daha sonra en gözde müzisyenlerin katılımı ile düzenlenen gala ile devam edecek ve büyük bir gece partisi ile son bulacak.
Partinin organizatörlerinden Ricardo Coronado “Bu Sinatra nın yaşam tarzını yansıtan sıra dışı bir parti” diyerek , güzide konukların ve müzisyenlerin partiye katılacağını dahası Frank Sinatra Jr’ın da partide ufak bir konser vereceğini söyledi.
Ayrıca caz sanatçıları Matt Dusk ve Luca Ellis ve ünlü Broadway starı Laine Kazan da partide olacak.
Partinin ilk durağı Frank Sinatra’nın efsane evi Twin Palms da! VIP koktely burada yapılacak.Matt Dusk, Jr. Trio burada canlı performans sergileyecekler ve parti içki ve kanapelerin eşliğinde 2′den 5′e kadar devam edecek.
İkinci durak ise Frankin en çılgın partilerini verdiği Riviera Palm Springs otelinde! Gala Sinatra onuruna mavi halı geçişi ile başlayacak. Frank Sinatra Jr 20 kişilik bir orkestra ile galayı renklendirecek. Gala gerçek bir Hollywood klasiği olacak
Ve partinin son ayağı otelin “Starlite” salonunda Phillip Lomax,Daniel Joseph Baker ve Luca Ellis gibi sanatçılarında katılımıyla gecenin ilerleyen saatlerinde başlayacak. Gece yarısı Frank Sinatra’nın onuruna 96. yaş günü pastası kesilecek.
Doğum günü partisi Yahoo,Washington post,Fox,ABC,Reuter gibi büyük isimlerin sponsorluğunda yapılacak ve geceden elde edilen tüm gelir Alzheimer vakfı’na bağışlanacak.
Bu Hollywood partisine katılmak isteyenler sitemizle irtibata geçebilir.
Riviera Otel Frank Sinatra’nın Çılgın Hollywood partilerine defalarca ev sahipliği yapmıştı
Frank Sinatra Jr. Babasının 96.yaş günü için En güzel Sinatra klasiklerini seslendirecek
Pamela Anderson Gecenin Ev Sahibesi olacak
Bazı insanlar yaşarkende , vefatlarından sonrada büyüktürler…
Frank Sinatra da işte bu insanlardan biridir.Sadece büyük bir sanatçı olduğu için değil , büyük bir kişilik olduğu için.
Kör kütük aşık bir sevgili , şefkat dolu bir baba ,bonkör bir milyarder , sevimli bir çapkın fakat her zaman ama her zaman VEFALI bir dosttu.
Francis Albert Sinatra belkide ailesinin tek çocuğu olduğu için hayatı boyunca Arkadaşlarını kardeşi olarak görmüştü… Kimi zaman bu arkadaşları başını belaya soksa dahi Frank kendine ihanet edilmedikçe hiç bir dostunu yarı yolda bırakmamıştır.
Chairman of the board , The Voice ,Sultan Of Swoon … En büyüktü , Big Band Yıllarından Oscara ,Rat Pack ten Vegasa . Ve o meşhur şarkıda söylediği gibi her zaman “Top of the Hill” oldu. Yani Bir Zirveydi.
Fakat Francis hiç bir zaman büyük egosunun altında ezilmedi. Dostları ,Etrafında olanlar, çalışanları ,mahiyeti ve hatta onu bir kez olsun konuşma sansı bulanlar ve hatta bu şansı bulanların torunları dahi bugun hala bu büyük insan bu büyük ruh tan bahsetmekteler.
Frank in bu Dostlarından biride PATSY’S restoranın sahibi olan merhum Salvatore J. Scognamillo dur.
Newyork’da bulunan PATSY’S 1940 lardan vefatına dek Frank Sinatra’nın çok sevdiği, özel masasının bulunduğu bir restoran olmuştur.
Sizlerle, bu restoranın kurucusu ve ilk sahibi olan Pasquale “Patsy” Scognamillo nun bir anısını , restoranın son kuşak sahibi ve baş aşçısı Sayın Salvatore Scognamillo aracılığı ile paylaşmak istiyoruz.
PATSY’S dünyanın en büyük starı olacak Frank Sinatra ile 1940 ların ilk yarısında tanışıyordu… Frank in o zamanki patronu büyük Caz üstadı Big Band şefi Tommy Dorsey henüz keşfettiği ve kimsenin tanımadığı sıska gençle içeri girmiş ve ” Bu Sıska çocuk Haboken dan , Şunu iyi bi şişmanlatın” demişti.
Bugün den Sonra hem Sinatra hem de Patsy’s Restoran hızla tırmanışa geçmiş ,başarıları ile konuşulur olmuşlardı.
Ancak Frank 1950 lerin başlarında kariyerinde ki en büyük düşüşü yaşamış ,sesini kaybetme noktasına gelmiş , Plakların satışı durmuş , Ava Gardner le olan sansasyonel aşkı hüsranla bitmiş , ismi adeta unutulmaya yüz tutmuştu…
işte böyle bir Kasım gününde Frank tek başına Patsy’s restorana gelir ve Patsy Scognamillo nun yanına oturur. Morali bozuk ve bitik haldedir. Öğlen yemeği için restoranda bulunan bir kaç eski tanıdık da ordadır ve Frankin yüzüne bile bakmazlar. Frank umursamaz ve sadece “İyi gün dostları…” der. Zirvedeyken etrafında dönenler ona sırt çevirmiştir.
Ertesi gün Sükran günüdür ve Frank Şükran günü için rezarvasyon yaptırmak ister. Tek başına gelecektir. Yalnız kalmak istemez. Sadece söyle der ; ”Bana bir şeyle pişir ama mutlaka hindi olsun.”
Restoran Şükran gününde kapalı olmayı planlamıştır ve o gün için hiç bir rezarvasyan kabul etmemiştir. Fakat Patsy bunu Franke söylemez. Sadece“Öğlen 3 de burda ol” der. Frankin restoranın sadece kendisi için açılacağını bilmesini istemez.
Patys bütün restoran çalışanlarını ve ailelerini de o gün için restorana davet eder. Franke muhteşem yemekler hazırlar. En yukardan en dibe vurmuş bu büyük adam sükran gününü Patsy ve diğer çalışanlar ve aileleriyle birlikte mutluluk içinde geçirir…
Frank Sinatra hayatı boyunca bu büyük jesti unutmaz. 1953 da Oscar ödülüyle tekrar zirveye çıktığında ve vefatına değin süren o muhteşem yıllar boyunca Frank Patsy nin restoranına gitmeyi asla ihmal etmez. Büyük söhretli ismiyle Restoranı adeta ihya eder.
Tüm Yakın çevresi ve devrin en büyük Hollwood starları Frank sayesinde restoranın müdavimi olurlar.PATSY’S restoran adete Frank Sinata nın ismiyle özdeşleşir ve O nun Şehrinde yani NEW YORK da Sinatra nın mekanı olma serefini kazanır. Bugün bile restoran hala Frankin favorisi olarak bilinmekte. Sinata ailesi hala restorana devam etmektedir. Patsy restonda her yıl Frank adına kutlamalar yapılır. Müşteriler hala Frankin sevdiği yemekleri tatmak isterler…
İnişlerin ve çıkışların oldugu hayat yolunda Frank en yukardan en aşağı düşmeyi tatmıştı.En acı dolu günlerinde onu yalnız bırakmayanlar Sinatra’nın sonsuza kadar sürecek olan dostluğunu kazandılar.
Öyle bir dostlukki vefatının ardından bile sevgisiyle ısıtıyor ,ismiyle yüceltiyor….
Patsy’s Restoran 1940 lardan beri 236 W. 56 Street New York adresindedir
Paty’s in barından bir kare. Bronz Sinatra heykeli. İçerde onlarca Sinatra resmi duvarları süsler
Frankin doğum gününde Patsy’s de yapılan kutlama.
PATSY’S in 2.3. kuşak sahipleri Sayın Joe Scognamillo, (Sol Başta)Sal Scognamillo, Tonny Bennett,
Frank’in sevgili kızı Nancy Sinatra ve biricik torunu AJ Lambert. Frank Sinatra’nın Vefatından cok sonra…
Torun Sinatra ;A.J.Lambert ve PATSY’S in Sahibi ve Şefi Sal Scognamillo
Frank Sinatra ya “Chairman of the Board” lakabını veren Amerikalı Meşhur Radyo Spikeri William Williams,
Frank Sinatra, Rat Pack’in bayan üyesi Shirley MacLaine ve Dean Martin Patsy’s de yapılan bir törende ..
Patsy’s in önünde bir Newyork öğleden sonrası ….
Patsy’s den bir kare 1940 lar …
İlk defa olarak Frank Sinatra nın Hem Capitol hem Reprise yıllarının en hit şarkıları tek albumde toplanmış olarak piyasaya çıkıyor. Daha önce bir cok best of albümü gerek Sinatranın sağlığında ,gerek vefatının ardından piyasaya sürülmüştü. Best of the Bestin farkı ,Sinatranın 2 önemli döneminin kaplıyor olması.Album 23 klasik Sinatra şarkısından oluşuyor.Delux versiyonda ise ekstra bir cd ve 19 şarkı daha mevcut.Kolleksiyonerlerin kesinlikle alması gerektiğini düşünüyoruz. Yeni başlayanlar içinse gerçekten güzel bir “Yeni Başlayanlar için Sinatra” albümü.
Sinatra: Best of the Best (CD; digital)
1. I’ve Got The World On A String
2. My Funny Valentine
3. Young At Heart
4. In The Wee Small Hours Of The Morning
5. Love And Marriage
6. You Make Me Feel So Young
7. I’ve Got You Under My Skin
8. The Lady Is A Tramp
9. Witchcraft
10. All The Way
11. Come Fly With Me
12. Angel Eyes
13. Nice ‘N’ Easy
14. Night And Day
15. The Way You Look Tonight
16. My Kind Of Town
17. Fly Me To The Moon (In Other Words)
18. It Was A Very Good Year
19. Strangers In The Night
20. Summer Wind
21. That’s Life
22. My Way
23. Theme From New York, New York
Sinatra: Best of the Best (2CD; digital)
CD1: same as above
CD2 – IN CONCERT Live In Seattle (out-of-print)
1. Introduction/You Make Me Feel So Young
2. It Happened In Monterey
3. At Long Last Love
4. I Get A Kick Out Of You
5. Just One Of Those Things
6. A Foggy Day
7. The Lady Is A Tramp
8. They Can’t Take That Away From Me
9. I Won’t Dance
10. Sinatra Dialogue
11. When Your Lover Has Gone
12. Violets For Your Furs
13. My Funny Valentine
14. Glad To Be Unhappy
15. One For My Baby (And One More For The Road)
16. (Love Is) The Tender Trap
17. Hey! Jealous Lover
18. I’ve Got You Under My Skin
19. Oh! Look At Me Now
- Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı , Türk Pop müziğinin öncü ismi, Arajman müziğin Babası, Şarkı Sözü yazarı Tv ve Radyo Programcısı Duayen isim Sayın Sezen Cumhur Önal büyük bir Frank Sinatra hayranıdır. Bu büyük ismin bir diğer Büyük isim Frank Sinatra için 03.08.2007 tarihinde yazdığı harika bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyoruz…
Yıllardan Sonra Yine Dostum Frank Sinatra
Bir dostumu kaybettim değerli müzikseverler… 9 yıl geçti üstünden…
Anıları, şarkıları hala dün gibi canlı ve taze… En zor, en kötü ve en mutlu olduğum zamanlarda o vardı… Yaz, kış demezdi, gece gündüz demezdi, gelirdi… O çok vefalı bir dosttu…
“Bir gece iki yabancı birbirine bakıyordu Aşkı arayarak. İlk görüşte aşık olan iki yabancı Sonsuza kadar seveceklerdi birbirlerini…” dediğini duyardım. “Strangers in the Night”
O, çok eski dostumdu… Yolda, sinemada, barda veya garda rastlardım ona.
“Senin yanında kendimi çok genç hissediyorum. İlkbahar gelmiş sanki. Sen gülünce, mutlu oluyorum” derdi. “You Make Me Feel So Young” Anılarla tütsülenen akşamlarda, yüreklere seslenirdi eski günlerden, “Artık yarınları unutalım. Çünkü yarınlar hiç gelmez Şimdiki zamanı yaşayalım gönlümüzce” “Forget Domani” Yıllarca umut çiçekleri dağıttı… Duygularımı ve tutkularımı paylaştı. “Dilek havuzunda, üç umutlu aşığın, attığı üç para mutluluğu arıyor. Talih hangisine gülecek bilinmez” derdi o gençlik günlerinin sesiyle. “Strangers in the Night, You Make Me Feel So Young, Forget Domani ve Three Coins in the Fountain…” Dostumun kartvizitinden birkaç isim bunlar. Beş çizgili müzik evreninden dağılan ışıklar… O yalnız benim dostum değildi. Yedi iklim aşkı onun soluğunda yaşadı.
Yeryüzünde o kadar çok dostu vardı ki… Tüm aşıklar onun dostlarıydı… Her gittiği yerde, her iklimde, onun için çarpan birçok yürek vardı. Yüzyılın sesi Frank SINATRA, işte böyle bir dünyayı bırakıp gitti. Acaba gerçekten gitti mi? Bana kalırsa, HAYIR, gitmedi. O altın hatıralarımızda yerini aldı. 1998 yılının Mayıs ayının 14 Perşembe gecesi Los Angeles’taki Cedars Haastanesi’nde hayata gözlerini yuman Frank SINATRA, artık hülyalarımızda. O günden bu yana anılarıyla hep aramızda. Ezgileri ve filmleri eski de olsa, şimdi daha kıymetli dinlenmekte ve seyredilmekte. Şimdilerde Tokyo’da, Paris’te, New York’ta anılmakta. “New York New York”
“Geceleri hiç uyumayan bir şehirde uyanmak. Ve kendimi en tepede görmek istiyorum, New York New York. İşte küçük kasaba sıkıntılarım yavaş yavaş bitiyor. Ve sana geliyorum, yeni bir başlangıç yapmak için New York New York”
“New York New York” yüzlerce defa çalınmakta, binlerce defa satılmakta. Yıllardır arkasından bir tümce yankılanmakta. “Ah nerde Frankie Boy…” Radyo Günlerinde O’nun sesiyle kurduğumuz tek taraflı bir dostluğumuz vardı. Frank SINATRA zaten beni pek tanımazdı… Nereden bilecekti, dünyanın öteki ucunda, bir Türk radyosunda O’nu öve öve göklere çıkaran, zevkle, keyifle plaklarını çalan disc-jockey’i… Evet nereden bilecekti, eğer ben, yıllar önce Paris’te, emprezaryosu Jim MAHONEY’e SINATRA’ya olan hayranlığımı söylememiş olsaydım. Jim MAHONEY’e söylediğim birkaç göz kamaştıran cümleyi duyunca çok sevinmişti, gülmüştü, ağzı kulaklarına varmıştı. “Teşekkür ederim” dedi.
Radyo Günleri… 60’lı yılların Radyo Günleri… Radyolarda disc-jockey programlarında üç arkadaşız. Tüm Türkiye’de Batı müziği sevenler bizleri dinliyor. Aykut SPOREL, Jazz’a düşkün… Fecri EBCİOĞLU, Amerikan şarkılarına hayran… Ben de Akdeniz müziğine tutkun… İspanyol, Fransız, İtalyan ve Latin ezgileri sunuyorum “Plaklar Arasında” programında. Aramızda zevk yarışı var…
Hangi türden daha güzel örnekler bulup sunacağız diye uğraşıyoruz. Bir gün farkettik ki, programlarımızda hepimizin, en çok plağını çaldığı şarkıcı: Frank SINATRA… Evet Frank SINATRA, bizi ve müzikseverleri yüreğinden yakalamıştı. Sesi çok özeldi, güzeldi, duyguluydu.
Okyanusun ötesinden sesleniyor. O herkesin sevgilisi. Her şarkısını sunarken sözcüklerin manasını açıklamaya çalışıyorum. İnsanlar kendilerinden geçiyordu. Herkes tutkulu… “My Funny Valentine” “Benim şeker sevgilim. Tatlı komik sevgilim. Sayende tüm kalbimle gülüyorum. Kal küçük sevgilim kal. Her gün bizim için aşıklar günüdür” Radyo milli eğlencemiz. Televizyon yok, diskotek yok… Radyolarda Frank SINATRA’yı “Her ezgisi bir sevda tablosu” gibi gönül ve göz kamaştıran sözcüklerle sunar, sonra da O’nu dinlerken, şarkıda kendimizden geçerdik.
Dinleyici memnun, biz memnun… O günlerde genç Frank SINATRA’nın bir şarkısı gönüllerimizde solmuş rüzgarlar estirmişti: September of My Years… “Birgün çevrene bak… Vakit yaz… Ertesi gün çevrene baktığında Sonbahar gelmiş olacak…” Sonra da Jennifer JONES ile William HOLDEN’ın oynadıkları ağdalı bir aşk öyküsü “Love is a Many Splendored Thing”… “Aşk hayatın sebebidir. Aşk harikulade bir şeydir.
Altmışların kuşağı… Dünya romantiklerin… Romantiklerin başı Frank SINATRA… Ezgiler tutkuların doruklarında… Kadınlar da Ajda PEKKAN, Tülay GERMAN ve Gönül TURGUT genç isimler… Ayten ALPMAN, Rüçhan ÇAMAY, Ayferi ve Sevinç TEVS günün yıldızları…Hepsi de Frank SINATRA hayranı… Frank SINATRA şarkıları söylenirken Türkiye de Türkçe sözlü Batı müziği modasını başlattık. Ben bir de isim buldum: Aranjman Modası… Yabancı bestelere Türkçe sözler yazıyoruz… İki kişiyiz… Ben ve rahmetli Fecri EBCİOĞLU… Kimisi kızdı, karşı çıktı, kimisi alkışladı. Fecri EBCİOĞLU, baktı ki Frank SINATRA şarkıları çok seviliyor, bir SINATRA şarkısını alıp, Türkçe sözler yazdı: “İki Yabancı” “Gece karanlık, eller birleşmiş. Gece karanlık, kalpler sözleşmiş. İki yabancı tanışmışlar böyle” Ajda PEKKAN bu şarkıyı öylesine güzel okudu ki… Şarkı herkesin dilinde… Genç yönetmen Türker İNANOĞLU da, şarkıyı filmde kullandı. İki Yabancı modası Türkiye’yi sardı… Frank SINATRA’nın haberi yok ama, Ajda’yı dinleyen herkes Frank SINATRA’nın kulaklarını çınlatıyor… Başta sevgili dostum Türker İNANOĞLU… Tabii ki erkeklerde İlham GENCER, hepsinin ustası, öncüsü, Frank SINATRA şarkıları söylüyor… Tabii “İki Yabancı” da var. Tanju OKAN, Ertan ANAPA, Alpay, Berkant, Özdemir ERDOĞAN, Mehmet TANERİ ve Şevket UĞURLUER… Hepsi, evet hepsi Frank SINATRA şarkıları söylüyorlar. radyo ortamında, SINATRA’nın şarkıları hayatımızdan bir parça oldu. Fecri yazar da ben durur muyum? Yarışıyoruz… ben de yazdım… Ertan ANAPA okudu, Tanju OKAN okudu… Bu moda okyanusu aşıp, Avrupa’ya sıçramış. Bizim radyolar İki Yabancı ile çınlarken, aynı şarkı Fransa’da Ricardo’nun sesinde, “Etrangers Dans La Nuit” oldu. Tam o sırada, benim tavsiyemle Tanju OKAN’a Fransa yolu göründü. Leo MISSIR İstanbul’da dinlediği Tanju OKAN’ı Paris’e davet etti. Türk dostuydu ve OKAN’ın sesini beğenmişti. Tanju bu fırsatı kaçırmadı. Fransa’ya gitti ama şarapları da ihmal etmedi. Paris’te, Seine kıyılarındaki meyhanelerden, vakit bulunca Fransızlar’a, Fransızca bir Frank SINATRA şarkısı armağan etti. “Shadows of Your Smile”, Tanju’nun sesinde “Ton Sourire” oldu. Sevgili Frank SINATRA. Beş çizgili evrende, bir dünya markasıydı. Benim dostumum sesinde Radyo Günlerinin büyüsü vardı. Şarkılarında, sözlerini yazdığı bir tek şarkı olan “I am a Fool to Want You” radyolarda, programlarımızda en fazla istek alan parçalardandı. “Seni sevmekle ben bir deliyim. Gerçekleşmeyecek bir aşkı istemekle, Ben bir deliyim Fakat hayattaki tek gerçek aşk bu.
İşte benim dostum, böylesine duygulu bir insandı. Yüreği duygu yumağı insanlara seslenirdi…. Bir de O’nun bir diğer yüzü olduğunu söyleyenler var… O’nu suçlayanlar, kötü sözleri ona yakıştıranlar var… Bildiğim kadarıyla bu kristal kürenin diğer yarısında kara bulutlar kaplı… Karanlık adam, mafyanın gizli adamı, yer altı dünyasının sırdaşı, yandaşı gibi sözler duyuldu yıllarca. İnanması güç, ama bu söylentiler arasında, bir gazeteci bunları araştırıyor ve yazıyor… Adı Kitty KELLY… Kitabın adı: His Way… Kitap, yayımlandığı zaman Amerika’da büyük yankılar uyandırmıştı. Bu suçlamaları dostum Frank SINATRA asla kabul etmedi. Onun yaşam öyküsünde o dönemin soluğu vardı. İyisiyle kötüsüyle yaşama karşı yaptığı bir savaş vardı Frank SINATRA’nın. Zirveye çıkmak kolay olmamıştı.
Gerçek adı Francis Albert SINATRA olan sanatçının hikayesi 1915 yılında, New Jersey’deki İtalyan mahallesi
Hobakan’da başladı. New Jersey, o zamanlar İrlandalı gangsterlerin ve sendika ağalarının denetimindeydi. Sicilyalı olan babası, işsiz bir boksördü. Annesi ise ebelik yapıyordu, birkaç defasında yasadışı kürtaj yaparken yakalandı. Böyle bir ortamda, ekonomik krizin getirdiği güç yıllarda, güçlükler içinde büyüdü SINATRA. O dönemde, mafya ile ilişki kurmadan, eğlence dünyasında ayakta kalmanın mümkün olmadığını söylemişti bir defasında gazetecilere. Gerçek olan bir şey vardı ki; mafya babalarının Hollywood sineması üzerindeki müthiş etkisi, oyuncuların ve film stüdyolarının geleceğini belirliyordu. İşte SINATRA böyle bir ortamda şöhreti yakaladı.
Çeşitli barlarda şarkı söylerken, Swing’in kralı Harry JAMES orkestrasından sonra Tommy DORSEY orkestrasına geçti. Kısaca dönemin devleri hep ona eşlik ettiler. Savaş yıllarında kadınların sevgilisi oldu. Sinemaya geçti. Baş döndürücü bir şöhretin doruğuna tırmanırken 50’li yıllara gelindiğinde şansı döndü, yıldızı adeta söndü. Kimse adını anmaz, kapısını çalmaz olmuştu. Ne plak, ne film…
Onun hayatının dönüm noktası “From Here to Eternity” olmuştur. 1953 yılında James JONES’un “İnsanlar Yaşadıkça” adlı romanından perdeye aktarılan aynı adlı filmde “Çavuş Maggio” rolünde sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Yılın En İyi
Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını aldı. Amerikan Dram Sanatları Akademisi’nin Oscar ödülü ile yeni bir kimlik kazanmış oldu. Artık o yalnız taş plaklardaki sesinde, soluğunda, şarkıların güzelleştiği bir şarkıcı değil, aynı zamanda beyaz perdede de gönülleri büyüleyen rollerde oynayan bir aktördü. Frank SINATRA, bundan sonraki yaşamında “şarkıcı aktör” diye anılacaktı. Bundan sonra , yaşamın bu yeni döneminde, filmler, şarkılarla, ödüllerle süslü, herkesin belleğinde yer edecek olan baş döndürücü bir ömür sürecekti. Yüzyılın şarkıcısı olarak da, hayata veda edecekti.
Bir şarkıdır “My Way” bilirsiniz. Öyle bir şarkıdır ki, Frank SINATRA’nın tüm yaşamını kucaklar. Her dinleyişimde bana Radyo Günlerini anımsatır. Eskiler bilirler, bir dönem İstanbul’un sen seçkin lokali olan İbrahim DOĞUDAN’ın ünlü Kervansaray Gazinosu’nda sevgili dostum Sinan BABİLA’nın yönetiminde hep yabancı vedetler çalışırdı. Gazetecilik yıllarımda İstanbul Hilton’da karargah kurduğumuz günlerde İstanbul, Ankara, İzmir radyolarında DJ programları yaptığım sıralarda, dışarıdan gelen yabancı yorumcuları Kervansaray gecelerinde takdim etmek bana verilen çok zevkli bir görevdi. Böylece, dünya şöhreti olmuş sanatçıları yakından tanımak fırsatı bulmuştum. Bir gün, bir genç Fransız şarkıcı geldi İstanbul’a; Jacques REVAUX. Güzel sesli, zarif bir delikanlı… Her gece beraberiz. Kervansaray’da iki hafta birlikte çalıştık. Hatta Bob AZZAM’ın da İstanbul’da çalıştığı günlerde birlikte eğlendik. O zamanlar dikkat ettim; sahnede her gece hep kendi bestelerini söylüyor, şarkıları, şarkıcılığından daha güzel.
Nereden nereye… Bir gün baktık ki Avrupa’da yıldızı parlamış. Dalida, Johnny HALLYDAY onun şarkılarını söylüyor. Hatta Paris’ten dostum ünlü Claude FRANCOIS ile birlikte yaptıkları “Comme d’Habitude” adlı bestesi bir gün unutulmaz “My Way” olarak çıktı karşımıza. 50’li yılların sonunda Türk müzikseverlerine radyo programlarımda ilk defa sunmaktan keyif aldığım Paul ANKA, hani şu “Diana, You Are My Destiny, Adam and Eve” gibi şarkıları söyleyen ünlü Paul ANKA, nereden bulup dinlediyse, çok beğenmiş olacak ki oturup bu şarkıya İngilizce sözler döşenmiş, ve bunu Frank SINATRA’ya armağan etmişti. Aslında bu dünya müziğine bir armağandı.
Unutulmamalıdır ki sevgili dostlar, herkesin hayatında bir iyi veya kötü yol vardır.
Son perdeye geldik şimdi
Her şeyi açıkça söyleyeceğim
Tek bildiğim gerçeği
Dolu dolu bir hayat yaşadım
Her türlü yoldan geçtim
Hep kendi bildiğim gibi yaptım
Pek pişmanlık da duymadım
Ne gerekiyorsa onu yaptım
Biliyorum, bazen sınırları aştım
Hayata karşı başım dik dayandım
Kimi zaman sevdim kimi zaman yenik düştüm
Ve şimdi gözyaşları içinde
Yaptıklarımın hepsi saçma geliyor bana
Bütün bunları kendi bildiğim gibi yaptım
Neyi var insanın
İçtenlikle paylaşacağı duygularından başka…
Sezen Cumhur Önal
Kerem Görsev 1961 İstanbul doğumludur. Müzik eğitimine İstanbul Belediyesi konservatuvarında başladı ve İstanbul Devlet Konservatuarında devam etti. Caz Tutkusu o yıllarda başlamıştır. İlk beste denemelerine 1990 da başlayan sanatçı , 1994 yılında ilk albümü “Hands and Lips” çıkardı. O günlerden bu güne 14 albüm çıkaran Kerem Görsev Yurt dışında ve içinde onlarca konser, caz festivali ve etkinliğe katılmış , önemli müzik adamlarıyla çalışmalar yapmıştır. Ülkemizin önde gelen Caz müzisyenlerinden biridir.
Aşağıdaki Ufak söyleşi Türkiye Sinatra Camiasının öncü isimlerinden , Profesyonel Sinatra Kolleksiyoneri Dostumuz Sayın Ö.Akalın tarafından yapılmıştır…
Sayın Kerem Görsev ve Sayın Ö.Akalına en içten Teşekkürlerimizle.
- ilk olarak sizden bahsedelim. Turkiye’nin en onde gelen jazz muzisyenlerinden, ayni zamanda da piyanistlerinden birisiniz. Jazz?a ilk olarak ne zaman ilgi duymaya basladiniz, sizi tevsik eden veya muziginden cok etkilendiginiz kisiler kimlerdi?
Ben Konservatuarda öğrenciyken ağabeyim ve arkadaşlarınından dinlediğim plaklar ile caz müziğine ilgi duymaya başladım . Plaklardan kasetlere kayıt yapıp bana verirlerdi ben dinleyip etkilendin ne olup bittiğini anlamaya çalışmaya başladım . Bill Evans beni ilk ve en çok etkileyen caz piyanisti olmuştur hayatımda.
- Nasil bir jazz tarzini daha cok seversiniz? Eserlerinizi yaratirken bagli kalmaya calistiginiz bir tarz var mi?
Akustik caz formatını ve 1950-60-70 li yılların kokularını seviyorum .Kendi müziklerimi yazarken geleneksel trıo formatı . Quartet,Quintet, büyük orkestra formatları benim hep ilgi alanım olmuştur . O dönemlerin tarz ve tavrını bugün yaşadığım hayatın bana verdiği hikayeler ile birleştirip kendime ait bir koku, duruş bulmaya çalışıyorum .
- Frank Sinatrayi sever misiniz, dinlemeye ilk olarak ne zaman baslamistiniz?
Dünyada Frank Sinatra’yı seven milyonlarca hayranından biriyim Evimde pek çok CD’si var. 1970 yılların ortalarında caz müziği dinlemeye başladığımda Erkek vokal caz kısmında Frank Sinatra ,Tony Bennet,. Johny Hartman,Nat King Cole en çok sevdiğim şarkıcılardı..
- Frank Sinatra jazz, swing, pop, ballad ve easy listening gibi tarzlarda kendisini gostermis birisiydi. Kendisinin en cok hangi tarzdaki yorumlarini seversiniz? Sarkilarindan en begendikleriniz hangileridir?
Frank Sinatra beni ençok Büyük orkestralar ile yaptığı kayıtlarla etkilemiştir . Özellikle Antonıo Carlos Jobim ile yaptıkları Claus Oggerman’ın orkestra arajmanlarını yaptığı plakları dünya tarihinin en önemli kayıtlarındandır . TV show’larında (Dean Martin ve Judy Garland) ile büyük yaylı orkestralar eşliğinde söylediği Ballad parçalar hala günümüzde zevkle dinleniyor Benim en çok sevdiğim parçası kızı için olan NANCY balladı’dır
- Frank Sinatra’nin sarkilarinin muzikal altyapisi, orkestrasi, duzenlemesi ve kalitesi hakkindaki gorusleriniz nelerdir? Sarkilarini zengin ve kaliteli olarak tanimlayabilir misiniz?
Frank Sinatra hayatı boyunca en iyi müzisyen ve orkestraları kendine eşlik ettirmiştir .Bigband ve buyuk yaylı orkestralarla çalışıp Nelson Riddle Claus Oggerman gibi dünyanın en iyi şef ve aranjörleri ile çalışıp üst seviyede müziklerle dünyada iz bırakmıştır…
- Frank Sinatra’nin bir zamanlarin en iyisi oldugu bir gercek. Peki kendisinin bugunun muzisyenlerinin uzerinde hala bir etkisi oldugunu dusunuyor musunuz? Sizce sanatini da sohreti gibi sonraki nesillere tasiyabildi mi?
Tabiki Frank Sinatra yaşadığında dünyanın en önemli müzisyenlerinden biriydi .Yaşadığımız dönemlerde yeni nesil müzisyenlerin hepsi büyük usta Frank Sinatra’nın her yaptığı CD den her izledikleri DVD disinden her sinema filminden bir şeyler öğrenip kendi müzikal yaşantılarında kullanıyorlar diye düşünüyorum .Frank Sinatra çok ciddi başarılı bir müzisyendi .
- Son olarak, Frank Sinatra ile ilgili eklemek istediginiz bir sey var mi acaba?
Siteniz Frank Sinatra’yı tanıtmak yeni nesillere öğretmek gibi misyon üslenmiş tebrik ederim..
Roportaj istegimi kabul ettiginiz ve sorulari cevapladiginiz icin cok tesekkur ederim. Hayatinizda ve muzikal kariyerinizde basarilar dilerim, jazz ve Sinatra dolu gunler.





















